Basında Serdar Tuncer
FİKRİ AKYÜZ'DEN TAVSİYE (15 Ekim 2007 Yenişafak Gazetesi) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 26 Ağustos 2010 03:32

(Tavsiye: “Relaks” olmak istiyorsanız, Ekşisözlük'te kendisi için “Tebessüm etmediği anlarda tefekkür peşindedir..” diye yazılan Serdar Tuncer'in “Yolumuz Aşk Yoludur..” isimli şiir albümünü dinleyin..

Dinleyin ki, “höykürmek” ile “haykırmak”; “samimiyet” ile “yılışıklık” arasındaki farkı görün..)

Salı, 14 Eylül 2010 21:59 tarihinde güncellendi
 
Bu Adamlara Dikkat Edin.. (fikri Akyüz 17.05.2005 / Internethaber.com) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 26 Ağustos 2010 03:31

BU ADAMLARA DİKKAT EDİN..

Türkiye kadar, çelişkilerin iç içe geçtiği, manyaklıkların yüzyüze konumlandığı, eblehlik ve hamakatın sırt sırta verdiği başka bir ülke var mıdır, bilmiyorum..    
        
Gece olmasaydı gündüzün, gündüz olmasaydı gecenin bir anlam ihtiva etmediğini biliyorum..    
        
Gazozun soğuk; kahvenin ise sıcak olması halinde bir “tat” verdiğini de biliyorum..    
       
Bazı “kişiler” vardır; bu kişilerin belli bir “klişesi” bulunur..    
        
Örneğin; Mustafa Topaloğlu’dan bir Itri bestesi dinleyemezsiniz..    
        
Tıpkı, Neşet Ertaş’tan “Ananı niyolar” isimli bir “ezgi” duyamayacağınız gibi..    
        
Bütün bunlar, “Kanal a” isimli bir televizyon kanalında cumartesi akşamları yayınlanan “Gecede Bir Gün” isimli bir programı izleyince aklıma geldi..   

Salı, 14 Eylül 2010 21:59 tarihinde güncellendi
 
Garnın yardım gazmayınan belinen.. (Fikri Akyüz Takvim Gazetesi 3 Mayıs 2009) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 03 Mayıs 2009 13:10

Kelimeler önemlidir.. Kelimeler birer tuğla ise cümleler duvardır.. Aslında marifet, tuğlaları üst üste koyup duvar haline getirmek değildir.. Onu benim anneannem de yapar!

Önemli olan husus, o tuğlaların arasına harç koymak, o harcın çimentosunu ve suyunu iyi ayarlamak ve `düz duvar` yapabilmektir.. İşte tuğlalar arasına harç koymadan duvar örülmesi halinde o duvarın yıkılması nasıl ki kaçınılmaz bir gerçekliktir.. Kelimelerin arasına vicdan ve akıl koymazsanız neticede yine bir cümle oluşturmuş olursunuz ama o cümle hiçbir zaman uzun ömürlü olmaz..

 
Annesiz bayramlar (Ekrem Dumanlı - Zaman Gazetesi 30 Eylül 2008 Salı) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Salı, 30 Eylül 2008 22:02

Geçenlerde TRT'nin iftar programına konuk oldum. Serdar Tuncer'in Topkapı Sarayı'ndan sunduğu programın seviyesi, kalitesi herkesin malumu. Mukaddes emanetlerin hemen yanı başında yapılıyor çekimler.

Sarayburnu'nun hemen üstünde, sultanların iftar vaktini dualarla beklediği kamelyanın altında. Sohbetin bir yerinde Serdar yüreğimi burkan bir soru yöneltti. 'Galiba Ramazan ayını ilk defa annesiz yaşıyorsunuz.' deyiverdi. Doğru söylüyordu. Vefatından sonra ilk defa Ramazan'ı idrak ediyordum. Bu sual üzerine söyleyecek ne makul sözüm kalmıştı; ne de yapacak makbul bir yorumum. Kem küm etmekten başka çarem yoktu. Nasıl diyebilirdim ki 'Kaybettiğim günden beri onu dayanılmaz bir hasretle anıyorum.' Nasıl ifade edebilirdim ki (ve izah ederken nasıl gözyaşlarıma hâkim olabilirdim ki) onu hâlâ yaşıyor sanarak sık sık telefona sarılıp hal hatır sorasım geliyor.

 
Saray'da "Ramazan Sevinci"Başka PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 24 Eylül 2008 13:00

TRT 1’de ekrana gelen ‘Ramazan Sevinci’, hoş sohbetlerin ve konukların yanında mekanlarıyla da ilgisini çekiyor izleyicinin.



Serdar Tuncer’in sunduğu ve ‘Topkapı Sarayı’ndan canlı olarak gerçekleştirilen program, Saray’da çekilen ilk iftar programı. Çekimlerin yapıldığı mekan geçmişte padişahların iftarlarını açtıkları ‘İftariye Kameriyesi’. Programın izleyiciyi çeken yanının mekanın kendisi olduğunu düşünen Tuncer, “Bağdat Köşkü ile Mukaddes Emanetler’in ortasından izleyiciye ulaşıyoruz. Hemen yanımızda Hırka-i Saadet var. Bunlar, hem konuğa hem de ekrandaki seyirciye aksediyor.” diyor. Daha önce de çeşitli kanallarda izleyici karşısına çıkan Tuncer, iftar programı sunmanın zor olduğunu, ancak sohbetlerin yorgunluklarını aldığını söylüyor.

Çarşamba, 15 Eylül 2010 13:05 tarihinde güncellendi
 
Hayat sürekli hicrettir (Yenişafak - 10 Şubat 2008) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 10 Şubat 2008 22:00

Dağın dağa kavuşmadığı, ancak insanın insana kavuştuğu bir dünyada, bütün insanlık bir seçim yapma sorunuyla karşı karşıyadır. Artık seçim yapma zorunluğu, sağ kültürle sol kültür arasında değildir. Yeni yüzyılda, herkes kutsal kültürle seküler kültür arasında bir seçim yapmak zorundadır. Din savaşlarının toplumda büyük sarsıntılara yol açtığı Avrupa ülkelerinde, insanların tercihlerini seküler kültürden yana yapmaları istenmektedir.

Sınırlı seküler kültürün, sınırsız kutsal kültürün yerini doldurması mümkün değildir. Bunun için, insanlığın geleceği geçmişinden daha parlak olmayacaktır. Aklın sınırlarını aşma riskini göze alamayan seküler kültürün misyonerleri, ateş çemberiyle kuşatılmış bir akrep gibi, kendileriyle birlikte bütün insanlığı da, intihara sürüklemektedirler. Dünyayı toz duman bulutuna çevirebilecek nükleer silahlarla, insanlığı kuşatan seküler kültürün dehşet çemberi, daralmaya devam etmektedir.

Hafta içinde her gün, sohbet ile şiiri uyum ve düzen içinde harmanlayan Serdar Tuncer'in Radyo 15'te hazırlayıp sunduğu “Değirmen” programına katıldım. Tuncer'in, ismi Cahit Zarifoğlu'nun “Bir Değirmendir Bu Dünya” kitabını çağrıştıran programında, bir değirmen gibi, insanı öğüten seküler dünya kültüründen kutsal ötedünya kültürüne hicret etmenin yol ve yöntemlerini konuştuk.

 
Tasavvuf had bilmektir, şiir hudutları zorlamak (Milli Gazete Röportaj 16 Ocak 2008) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 16 Ocak 2008 13:16

Selçuk Küpçük'ün röportajı

Mevcut şiir albümlerinin neredeyse tamamı müzikal altyapıyı öne çıkartan bir saund sunuyor. Oysa sizin çalışmanızda şiir/söz öncelenmiş. Bu konuda neler söylersiniz?

-Şiir tariflerinden hareketle bu soruyu cevaplamak lazım galiba. Yüzlerce cevabı var şiir nedir sorusunun. Baudlauire albatrosun kanatlarında arar kafiyeyi, Şeyh Sadi güllerin yağında bulur, Schiller arslanların arasına atılan bir eldivende berraklaştırır fikrini, Mevlana kafiye düşündüğü sıra sevgilisinin ‘yüzümden başka bir şey düşünme’ ihtarıyla yaklaşır şiir hakikatine v.s. Her şair kendi şiirini tarif eder aslında, kimisi poetikleştirecek çapta, kimisi bir kaç cümle ile… Son noktada ise Peygamber Efendimizin “şiir hikmettir” ifadesiyle karşılaşıyoruz. Şimdi, herhangi bir şiiri okurken onu altyapı, aralarda şarkı gibi unsurlarla destekleyebilirsiniz. İç ahenginin –musikisinin- tamamlanması, işin popülerleşmesi manasına, ama hikmet okurken başka… Allah dostlarının şiirleri hikmet tarifine en fazla yaklaşanlar olmak itibariyle bir iç ahenk taşıyorlar zaten.  Makyaja ihtiyaçları yok.  Bundan dolayı, alt yapıyı sade tutarak, sizin ifade edişinizle şiiri önceleme ihtiyacı hissettik. Galiba hem farklı hem de iyi oldu böylesi.

 
Yolunuzu aşka düşüren şiirler (Zaman Gazetesi Gülizar Baki 27 Ekim 2007) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 27 Ekim 2007 13:07

Toplumsal muhabbete en çok ihtiyacımızın olduğu günlerdeyiz. Şiir yorumcusu Serdar Tuncer, işte bu dönemde ‘muhabbetimiz bol olsun’ diyerek Anadolu bilgelerinin şiirlerini albüm haline getirdi.

Şiirden hoşlananların tanıdıkları bir isimdir Serdar Tuncer. Az satılan ve az okunan kitaplara hapsolmuş güzelliklere ses veren Tuncer, yaklaşık 15 yıldır şiirleri radyo ve televizyon programlarında yorumluyordu. Kendisi de şiir yazan Tuncer, bu kez ‘Yolumuz Aşk Yoludur’ adıyla bir albüm çıkardı. Albümde Yunus Emre, Mevlânâ Celaleddin Rumi, Necip Fazıl gibi ustaların şiirlerini seslendiriyor. ‘Yolumuz Aşk Yoludur’, Tuncer’in ilk albümü. “Kaliteli olacağı hususunda tereddüdümüz vardı. Bu sebeple beklettik. Zahirî manada gecikmiş olabiliriz; ama şimdi tam vaktiydi.” diyen Tuncer, bu albümü vakti geldiğini düşününce hazırlamış. 12 şiirden oluşan albümde Yunus Emre’nin ‘Saki’ ve ‘Bana Seni Gerek Seni’, Mevlânâ’nın ‘Ben Neyim’ ve ‘Hatırla’, Sinaniyye tarikatının piri Ümmi Sinan’ın ‘Ayırma’, Eşrefoğlu Rumi’nin ‘Seni Seven Âşıklar’, Salih Baba’nın ‘Aşktandır’, İstanbul’un büyük velilerinden ve Ümmi Sinan’ın talebesi Seyyid Seyfullah’ın ‘Bu Aşk’, Necip Fazıl’ın ‘Geçilmez’, Yakup Ziya Genç’in ‘Merdiven’ şiiri yer alıyor. Tuncer, kendi yazdığı ve müziğini Uğur Varol’un yaptığı ‘Kurbanım’ şiirini de albüme 12. eser olarak almış.

 
Dünyayı Doğu ve Batı'yı bilenler değiştirir (Yeni Şafak 10 Ocak 2007) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 10 Ocak 2007 21:57

Toplumların kültürel dokusunda iz bırakan dönüşümlerin öncülüğünü, sözün gücünü bilenlerin çevresinde odaklanan düşünce hareketleri yaparlar. Hayatı dönüştüren düşüncenin tohumları, onların elinde meyva veren ağaçlara dönüşürler. Sözün ustalarının elinde tohumlar ağaç, ağaçlar orman olurlar. Bütün boyutlarıyla dar bir çevrede, tartışılıp benimsenmeyen bir düşünce, geniş bir çevre tarafından benimsenmez.

Avrupa'dan esen rüzgarlarla Doğu'nun Batı'ya öykünmesi, ekonomik, siyasal ve kültürel alanda büyük bir yoksullaşmaya yol açtı. Doğu'nun kutsal değerlerinin, Batı'nın seküler değerlerini yargılayıp içselleştirmesi gerekirken, süreç tam tersine döndü. Bütün dünyada kutsal alan, seküler alanın işgaline uğradı. Bilimin her alanında belirleyicilik, kutsal değerlerden, seküler değerlere geçerek, bilginin hiyerarşisi bütünüyle altüst oldu.

Hafta sonunda, şiir ve müzik sevdalısı Serdar Tuncer'in Kanal a'da hazırlayıp sunduğu “Gecede Bir Gün” programında, şiirden yola çıkarak, Türkiye'nin “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” verilen Sezai Karakoç'un “Anadolu insanının düşünce ve sanat dünyasındaki yer ve önemini” konuştuk. Anadolu'nun sesi Recai Ağababa ve saz arkadaşlarının türküleri ve Tuncer'in Sezai Karakoç, Erdem Bayazıt ve İsmet Özel'den okuduğu şiirlerin eşliğinde, Doğu ile Batı'nın birbirleriyle hesaplaşma sürecinin kazandığı yeni boyutları tartıştık.

Salı, 14 Eylül 2010 21:59 tarihinde güncellendi
 
Bayramda hüzünlü gurbet yaşamak (Ekrem Dumanlı - 2 Ocak 2007) PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Salı, 02 Ocak 2007 13:06
Bayrama bir adım kalmış, televizyon kanallarına göz atıyorum. Bir yığın seviye yoksunu program, paçalarından çamur damlayan yapım... Neyse ki Kanal A'da Serdar Tuncer'in programına rast geliyorum.

Türkü söyleyen iki genci konuk ediyor. "Benden selam olsun o vefasıza / Baba bayramınız mübarek ola" diyor. İçim burkuluyor. Bayram günü "vefasız"dan dert yanan yüreğin sıcaklığını kendi yüreğimde hissediyorum.


Bir hüzün çöküyor odama. Bir düğmeye basıp başka bir kanaldan daha ferih fahur bir yol arıyorum kendime. Kral TV'de Bedirhan Gökçe ev sahipliği yapıyor. O güzel, o Davudi sesiyle Ertuğrul Erkişi'yi anons ediyor. Ertuğrul, sanatçının efendisi, hası, hasbisi. Her zamanki mütevazı haliyle ince bir taksim yapıyor. Bedirhan nazikçe müdahale edip giriş faslı yapılan türkünün hikâyesini anlatmaya başlıyor. Rivayet o ki Yozgatlı bir genç askere gider ve vereme yakalanıp hastaneye düşer. Vefasız yavuklu, nişan yüzüğünü bir mendil içinde gönderir hasta Mehmetçik'e. Genç anlar ki Hakk'ın daveti yakındır. Pencereden bakar etrafa çaresiz. Bahçedeki incir ağacı kaplamıştır bütün manzarayı. "Baş tabip"in dudaklarında "acı zehir" dökülür. Ve o isimsiz genç "Hastane önünde incir ağacı" türküsünü söyleyiverir. O ne ince türküdür, o ne yanık yürektir Allah'ım! Ertuğrul, kadife sesiyle asıldıkça asker türküsüne ağlayan analar yansıdı ekrana. Kim bilir televizyonu başında kimlerin yüreği sızlamıştır, kimlerin gözü yaşarmıştır.
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 2

DUYURULAR

- Organizasyon afişleri için yüksek çözünürlüklü fotoğrafları BURADAN indirebilirsiniz.

 

- Serdar Tuncer'i twitter'dan takip etmek isterseniz,

Sizi böyle alalım

 

MENAJERLİK VE ORGANİZASYON:

AB Grup Prodüksiyon

MURAT KAHRAMAN

TEL: 0533 474 81 14